Kayıtlar

Ocak, 2018 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Gittikçe babama benziyorum

Resim
-54’üncü yaşıma nazire…-
Çoğunlukla “ayıplamak” için belli bir yaştan sonra insanlara “Gittikçe babana benziyorsun” veya “gittikçe annene benzemeye başladın” derler. Aksini söyleseler de bunu “pek de iyi niyetle” söylemezler. Bunun birçok nedeni var. İnsanlar sürekli gördüklerini “normal” kabul etmeye başlarmış. Bu, iyi de olsa, kötü de olsa değişmez. Kötü bir iş yapılan yerde büyüyen bir çocuğun, kötülüğü “normal” görmesi kadar doğal bir şey yoktur. Ama sadece kötüde değil, iyide de bu böyledir…
Gittikçe babaya benzemek veya gittikçe anneye benzemek her zaman kötü veya her zaman iyi olmayabilir. Ya da ne bileyim, “aynen dayısı”, “tıpkı amcası”, “gittin, geldin teyzene çektin”, “hık demiş, halasının burnundan düşmüş”..
Bunların bazısı övmek için söylenir, bazısı yermek için…
Doğaldır ki, başarılı ve zengin birisine benziyorsa övmek içindir.
Kaderin sillesini yemiş dahi olsa başarısız ve fakir birine benzetiliyorsa yermek içindir.
Belki de sırf bu yüzden nev-i şahsına münhasır çocuklar…

Herkes doktor olursa…

Resim
Bu yazının doktorlukla bir ilgisi olmadığı gibi, tıbbın herhangi bir alanıyla da ilgisi yok. Çünkü bu yazı, sağlıkla alakalı değil, siyasetle ve siyaset yapmayla dolaylı molaylı değil, direkt alakalıdır.
Buna rağmen de yazının başlığı, sanki bu yazının doktorlukla bir ilgisi varmışcasına yazılmış, eee sonuçta yazıyı yazan ben olunca, ister başlığa yazarım, ister yazının herhangi bir yerine. Önemli olan nereye yazdığım değil, neden yazdığımdır ve müsaade ederseniz o bölüme geçeyim.
Düşünebiliyor musunuz, bir toplumda herkes doktor…
Bence tam anlamıyla düşünemiyorsunuz…
Şöyle anlatayım, toplumun tamamı, yani eksiksiz 76 milyon insan doktor…
Hiç çiftçi yok mesela, hiç fırıncı yok, hiç bakkal yok, hiç tekstilci yok, hiç çöp toplayan yok, hiç belediye başkanı yok, hiç şoför yok, hiç vatman yok, hiç batman bile yok!
Bakın, şimdi daha iyi anlamaya başladınız…
Toplumun tamamı doktor olursa hastalıktan kırılırız ama ondan önce açlıktan ölürüz hem de çırılçıplak bir şekilde…
Doktorun çok olması…

Yani delirmiş diyorsun!

Resim
Kargalar henüz kahvaltıya başlamamıştı ama ben işyerine gitmek için önce bir tramvay yaptım, sonra metro…
Kolay olmadı tabi. Bu devirde alet edevat olmadan koca bir tramvayı yapmak ancak bana yakışır. Neyse tramvaydan sonra hadi bir de metro yapayım dedim. Birkaç dolmuş, birkaç otobüs de yapıp İstanbul Büyükşehir Belediyesinin araç filosunu genişletecektim ama şimdilik İstanbul Kart basarak da gelirlerini arttırabilirim diye düşündüm. Bu arada ben çok iyi düşünürüm!
Tıkış tıkış olduğumuz metroda üç hanım kızımız geniş geniş muhabbet ediyordu. Hani muhabbet deyince siz de dedikodu yaptıklarını, sevgililerini çekiştirdiklerini falan sanmayın. Bu hanım kızlarımız dersten bahsediyordu.
Gece saat bir de yatmıştı birisi, sabah beşte kalkmış, arkadaşıyla ders çalışmışlardı.
4 saatlik uyku sonrası çalışmayı anladım da, o vakitte çalışacak arkadaşı nereden buldu onu anlamadım.
Neyse ne canım, bize ne…
Bugün sınav varmış, “ben çalışamadım” dedi. Çantasından bir deste küçücük not kâğıtları çıkar…