Kayıtlar

Kasım, 2017 tarihine ait yayınlar gösteriliyor
Resim
Naif Karabatak

1950’li yıllarda Adıyaman…

Adıyaman, 14 Haziran 1954 tarih ve 6418 sayılı kanunla Malatya’ya bağlı bir ilçe iken vilayete dönüştü. Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edilen bu kanun, 22 Haziran 1954 gün ve 8735 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Kanuna göre daha önce Malatya’ya bağlı olan Besni ve Kahta ilçeleri ile yeni kurulan Gerger ve Çelikhan ilçeleri de Adıyaman’a bağlanıyordu.
Kanunun uygulama tarihi 1 Aralık 1954 olarak belirlendiğinden, Adıyaman, 1 Aralık 1954 tarihinde il oldu. İl merkezi olan Malatya’yla ilçe olan Adıyaman arasında çok uzun bir mesafe vardı. İşler zamanında yapılmıyor, vatandaş mağdur ediliyor, ilçe merkezine hizmet yeterli ve zamanında gelmiyordu. O tarihlerde Adıyaman, bir ortaokul veya lise açılması kriterlerini bile tam anlamıyla tamamlamıyor olmalı ki, ortaokulu değilse bile liseyi okumak için il dışına giden ve orada eğitim alan insanlarımız vardı.
Bu değişim, her ne kadar bir ihtiyaçtan dolayı olsa da, aslında siyas…

Yabancı

Resim
Yabancılığın tarifi mi değişti, sıra bana geldiğinde bütün kavramlar yer mi değiştirdi bilmiyorum ama bildiğim, her yerde yabancı olduğumdur…
Gariptir yabancı; bir başınadır, yalnızdır, yer bilmez, yurt bilmez, yol bilmez, iz bilmez.
Ne kalacak yeri olur, ne göçecek yeri.
Belki parasızdır, belki açtır, belki biilaçtır…
Dostu olmaz, yoldaşa rastlamaz, derdini diyeceği bulunmaz.
Kimseyi tanımaz; huyunu bilmez, suyunu bilmez, tepkisiniz kestiremez.
Bazen kendi kendime soruyorum (ya da sormuyorum ama sorar gibi yapıyorum, çünkü kendime bile yabancıyım); Geldiğim yerde kalmak zorunda mıydım, geldim diye suçlu mu oldum, gitsem masum mu olacağım, bir tek ben mi yabancıyım, bir tek ben mi yer değiştirdim?
Belki de gurbet benle var olmuştur, ondan öncesi hikâyedir.
Sılada gurbeti yaşardım ama gurbette sılayı yaşayamıyorum; hem orada yabancı hem de burada yabancıyım.
Milyonlarca insan içinde bir tek ben yabancıyım, yüzüme bakan, elimi tutan, saçımı okşayan, sırtımı sıvazlayanlara bile yabancıyı…

Ahmet Sivil’le ‘Dialouge’ kurmak!

Resim
Naif Karabatak
Yolumuz Gurbete Düştü


Dil okulunda kendi markasını oluşturan bir başarı

Giriş
Erzincan yöresine ait güzel bir türkü duyarsınız gurbetin acı köşelerinde, Aşık Beyhani ve Ali Ekber Çiçek’in sazın teline vururken, yüreğinizin teline dokunmasına da izin verirsiniz;

Yolumuz gurbete düştü
Hazin hazin ağlar gönül
Araya hasretlik girdi
Hazin hazin ağlar gönül
Garip garip ağlar gönül
Dertli dertli ağlar gönül


Gurbet acıdır ama bazen acı olan sıladır, bazen acı yüreğindedir; acı sendedir ve sen nereye gidersen git, acı da senle birlikte gelendir.
Gurbet acıdır ama her gurbet acı değildir.
Belki acı olan çektiğin zorluklardır, vefasızlıktır, nankörlüktür, kadir kıymet bilmemedir, işlerin ters gitmesidir, hayallerinin kırılması, ümitlerinin bir bir yıkılmasıdır. Acı olan başarısızlıktır belki de, acı olan besleyip büyüttüğün umutların gerçeğe dönüşmemesi/dönüşememesidir.
Hayatının 50 yılını memleketinde, son üç yılını gurbette geçiren birisi olarak gurbetle ilgili en son sözü söyle…