14 Temmuz 2013 Pazar

Halkı kendinizden nefret ettirmeyin!

Gezi eylemcileri, işin suyunu da çıkardı, cılkını da. Gezi Parkı’nda üç beş ağacın yer değiştirmesiyle başlayan olaylar, koca Taksim’i yaşanmaz hale getirdi. İstanbul’un en cazibeli semti ve özellikle çekim merkez olan İstiklal Caddesi yaşanmayacak yer haline getirildi. Orada hayatını kazanmak için bin bir zorluğa katlanan esnaf, çıldırma noktasında.
Bir eylemi nerede başlatacağını bilmek maharettir.
Bir eylemi nerede noktalayacağını bilmek de maharettir.
Taksim Dayanışma Platformu, nerede başlayacağını bilmediği gibi, bütün bir ülkenin nefretini çekecek kadar işin tadını tuzunu kaçırdığının da farkında değil.
Anlayın, siz halkı temsil etmekten çok uzaksınız, çünkü halkı tanımıyorsunuz.
Anlayın, siz halka huzursuzluk vererek, hak savunuculuğu yaptığınızı külahıma bile anlatamıyorsunuz!
Ama anlamazlar…
Çünkü uzaktan kumanda edilen piyonlar yığını haline gelen birkaç yüz kişi, Türkiye’yi dünya âleme rezil etmekten öte bir şey yaptıkları yok.
Gezi Parkı halka açılıyor, açtırmamak için eylem yapıyorlar.
Düzenleme iptal ediliyor, iptal edilmesin diye uğraş veriyorlar.
Gezi parkı bahane olarak kalıyor, havalimanı, Kanal İstanbul ve üçüncü köprüye karşı çıkıyorlar.
Ne istediğini de bilmiyor, neye karşı çıktıklarını da.
Mızmız çocuklar gibi ellerine her fırsat geçtiğinde, avucuna tutuşturdukları birkaç yüz lirayla adam toplayıp, ortalığı savaş alanına çeviriyorlar.
Cumartesi günü yapılan eylemde, göstericilerle esnaf arasında gergin anlar yaşandı.
Bazı esnafların ellerinde sopalarla dükkânlarının önüne çıkıp göstericilere müdahale etti, göstericiler de bu kişilere tepki göstererek karşılık verdi.
Hani hak savunuyordunuz?
Esnafın tepesini attırıp, onlarla kavgaya tutuşarak mı bunu sağlayacaksınız?
Bununla kalmadı tabii.
Sözlü tartışmalar, darp etmeye döndü.
Eylemciler esnafın sokakta duran masa ve sandalyelerini dükkânlarına doğru fırlatarak tahrip etti.
Bazı eylemcilerin ise kepengi yarıya kadar açık olan dükkândan içeri yanıcı maddeler attı.
Bir yeri yaşanmaz hale getirerek, yaşamaya çalışmak, akıl yoksunu kişilerin başvuracağı bir yöntemdir ve asla taraftar bulmaz.
Bu arada, Gezi Parkı olayları başladığında destek veren anlı şanlı medya kuruluşlarıyla sanatçı diye geçinenler nerede çok merak ediyorum.
Halkı kışkırtmak için ellerinden geleni yaptılar.
Yalan tweetlerle insanları sokağa dökmeyi başardılar.
Hayran kitlesini kullanarak “burada iyi bir şey var” dedirttiler.
Karanlık odakların sokağa çıkmasına zemin hazırladılar.
Şimdi hepsi çekildi.
Toz olup uçtular.
Tatil beldelerinde keyfediyorlar.
Bir tek Taksim Platformu denen kesim var ki, bunlarında kimi temsil ettiği, kimin sözcülüğüne soyunduğu, kimin platformu olduğu belli değil.
Sadece tepki alıyorlar.
Koca bir halkın nefretini kazanıyor, koca bir halkın öfkesini biriktiriyor, dışa vurdurmaya çabalıyorlar.
Yazık…
Bu ülkeye daha fazla zarar vermeyin.
Mısır’daki darbeyi savunacak ve ülkeye gözdağı verecek kadar iğrençleşmeyin.
Varsa demokratik bir talebiniz, bunu adam gibi isteyin.
Eylemleriniz adam gibi olsun, duruşunuz adam gibi, talebiniz de haklı bulunsun.
Ne kimseyi kumanda edin, ne kumanda edilenlerden olun.
İnsan gibi yaşamak için, insan gibi bir taleplerle ortaya çıkın.
Öyle şeyler söyleyin ki, herkes “bakın, bunlar gerçekten haklı” desin.
Allah aşkına, ortalığı savaş alnına çeviren, çevreye zarar veren, güzelim Taksim’i yaşanmaz yer haline getirenlere kim destek verecek?
Ancak karanlık güç odakları verebilir.
Vatan hainleri verebilir.
Bu eylemden siyasi rant elde etmek isteyenler ellerini ovuşturabilir.
Başka, yok!
Beni dinlemezsiniz biliyorum, çünkü dinlediğiniz hesabı kabarıklar var.
Sürekli banka hesabınızı kabartanlar var.
Ülke karışsın diye kesenin ağzını açanlar var.
Türkiye çok kötü duruma düşsün ve olabilecek bir darbeden nasiplensinler diye uğraşanlar var.
Türkiye’nin bölgede güçlü hale gelen konumunu tersine çevirmek isteyenler var.
İsrail var!
Almanya var!
Bunlar için para sorunu yok.
Tıpkı Mısır’da demokrasiye darbe yapan, kendi halkına ateş açan Sisi gibi aşağılık insanlara kesenin ağzını açan Arap ülkelerinin kuklaları olduğu gibi.
Mısır’daki darbecileri besleyenlerle, Taksim’de eylemcileri besleyenler aynı kafa yapısının ürünü!
Anladık, sizi iyi besliyorlar ve siz ancak beslendiğiniz oranda sokakları karıştırabilirsiniz.
Ama unutmayın, bu halk sizden gittikçe çok daha fazla nefret etmeye başladı. Bu nefret iğrenmeye kadar gidiyor, demedi demeyin.

Tweetimden seçmeler
Çocukluğumuzda “yağlı bela” dediğimiz arkadaşlarımız olurdu, İllallah dedirtirlerdi. Gezi eylemcileri de gittikçe işin tadını kaçırıyor.
www.naifkarabatak.net

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumunuz her zaman yol gösterici olacaktır, teşekkürler