1 Ocak 2013 Salı

Umut güzel ya çaba?


Atalarımız “emeksiz yemek” ya da “zahmetsiz ekmek” olmaz derken, ulaşmak istediğin hedef neyse onun için çaba harcamak gerektiğini belirtirlerdi.

Yeni bir yıla henüz zaman varken, herkesin 2013 beklentisinde “umut” değişmez bir beklentiydi.

Çok zengin olmak isteyeni de vardı,

Kötü giden sağlığının düzelmesini isteyeni de.

Kimi yalnızlığına son verecek bir sevdanın peşindeydi,

Kimi özlem duyduğu, etrafa gülücükler saçacak bir evlat.

Toplumun sorunlarıyla ilgilenenlerin barış ve kardeşlik beklentisi, huzurlu bir toplum özlemi vardı.

Daha büyük hayali olanlar da vardı elbet.

Kendisini bir masal ülkesinde sanıp, sihirli bir değnekle tüm hayatının değişeceği düşleri kurarlardı.

Kimisi bunun yolunun büyük ikramiyeyi tutturmak olduğunu bilerek, hesap edemeyeceği paraya kavuşunca cihanı fethedeceği üzerine hayaller kurardı.

Hep bir üst makamı hayal edenler de vardı elbet.

Yükselme arzusuyla dolu olanlar, makam olarak yükselmenin, bütün makamların üzerinde olduğu inancındaydı belki de…

İnsanlar genellikle kendileri için güç olanı, kolaya çevirmenin hayalini kurarlar.

Mevcut durum neyse, bir üstüdür ulaşılmak istenen hedef.

Bir mahkûm, özgürlük ister, yeni yıl tam da fırsattır onun için.

Af beklentisiyle girdiği cezaevinde, af beklentisiyle gününü doldurur ve her yeni yılda bu dileğinin gerçek olacağı hülyalarıyla dolar.

Çocuklar, okulun bitmesini ister.

Kadınlar, hayırlı evlat ve eş ister, en güzel olmayı da dilerler…

Erkekler, daha çok kazanma arzusuyla dolu olur.

Çalışanlar, zam beklentisine girer.

Patronlar, daha çok kazanmanın hayaliyle yeni yılı karşılarlar. Nasılsa “para parayı çeker” o zaman “para bende” diyerek beklentilerini en üst seviyede tutarlar.

Bilim adamı, yeni yılda yeni buluşlara imza atarak, adının tarihe altın harflerle kazınmasını dileyebilir.

Yazarlar, yeni yılda “en çok satan kitaplar” arasına girecek bir çalışmaya imza atmayı hayal edebilir.

Şairler, dillere destan şiirleri kaleme almayı diler.

Müzisyenler hit parçayla piyasayı altüst etmeyi ister.

Sinemacı, gişe rekoru kıracak filme imza atmayı dilerler.

Gazeteci, en iyi haberi yakalamayı, fotoğrafçı, en iyi kareyle adından söz ettirmeyi diler.

Doktor hastasına şifa olurken, “bir ilki” başarmayı, mimar “en iyi çizimi”, mühendis “yeni bir icadı”yla hayatı kolaylaştırmayı ve böylece adının tarihe geçmesini arzular…

***

Bütün bunları bir çırpıda yazdım, daha çok hayallerin olduğunu biliyorum ve bunlar ilk aklıma gelen, klavyenin tuşlarına dokunurken hatırladıklarım…

Kuşkusuz, insanoğlu hep başarma azmiyle doludur.

Bunun için emek verip vermemesine bakmaksızın başarmayı ister.

Birinci olmayı diler ama birinci olmak için hızını arttırmak gerektiğini de bildiği halde kılını kıpırdatmaz.

En iyi olmak için “en iyiyi” yapmak gerektiği gibi, içine katacağınız “sevgi, özveri ve fedakârlık” gibi çeşniye de ihtiyaç olduğu açıktır.

Tarihte “başaranlara” göz attığımızda, neleri feda ettiklerini görüp, duygulanmamak mümkün değil.

Elimizden düşürmediğimiz kitapların nasıl “klasik” olduğu, aslında onların yaşamlarındaki “sefalette” gizli.

Bir şey olmak için hiçbir şey olmayı seçenler gibi değildir başaranlar…

Bir şey olmak istiyorsanız, önce her şey olacaksınız.

Çalışmadan ekmek yemeye alışanlar, hep başkalarının sunduğuyla yetinmek zorundadırlar.

Bir yıl bitip, bir diğer yıl başladığında, sihirli değnek başımızın üzerinde dolaşarak kaderimizi değiştirmesi söz konusu bile değildir.

Aslında her şey kendi elimizdedir.

Sihir de bizde, başarı da bizde, adını yazdıracağın harflerin kalitesi de…

Mesele hangisine karar verip, çaba gösterdiğinizdir, hayallediğiniz değil.

Her şey bir hayalle başlasa da, sürmesi ve neticelenmesi çabayla mümkündür. Çaba yoksa, kuru hayalin karın doyurduğuna tanıklık eden olmadığı gibi, başarı getirdiğini gören de olmamıştır.

Dün, yıkılan hayalleri görünce bu satırları yazmak içimden geldi.

Henüz yılın başındayız ve ilk yıkım da hayatını “talih oyununa” bağlanmasıyla gerçekleşmişti, dakika bir, gol birdi ama etkiliydi. Sonraki 364 gün için kurulacak her yeni hayal de “piyango” gibi olanıydı.

2012’nin, 2013’ten daha farklı olmasını isteyenler, bunun için biraz kıpırdamalı…

Kendileri için de, başkaları için de…

Bu dünyayı daha güzel yapmak elimizde; kavgayla, silahla, gözyaşıyla zehir etmek elimizde olduğu gibi.

Biz hep güzelini hedefliyoruz ama nedense kolayını seçiyoruz.

Ve o kolayı da ne yazık ki, mutluluk getirmiyor, hüzünlü bir hayat sürmemize neden oluyor…

Twitimden seçmeler
“Bakarsan bağ, bakmazsan dağ olur" sözünün ne kadar doğru bir söz olduğunu laçka olan kurumlarda görebilirsiniz.
www.twitter.com/naifkarabatak

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumunuz her zaman yol gösterici olacaktır, teşekkürler