27 Ocak 2013 Pazar

CHP’ye teşekkür borçluyuz


Aslında Süheyl Batum çok doğru söylüyordu; Birgül Ayman Güler, bu ülkede “Kral Çıplak” diye haykıran kişiydi. Çünkü o, bir süredir takkiye yapan bir anlayışın gerçek niyetini ortaya koyarak kendi anlayışıyla “Kral Çıplak” demişti.
Çok doğru söylüyordu Süheyl Batum.
Sadece bugün değil, cumhuriyet kurulduğundan bu yana kendisini “aydın” sanan veya “ülkenin gerçek sahibi” konumunda görenlerin, bir diğerine bakışını çok güzel anlatan kelimeleri bir biri ardına dizen CHP’li vardı artık.
“Çobanın oyuyla benim oyum bir olamaz” diyenden de farksızdı bu.
Her zaman bir kesim diğerinden üstündü.
Az mürekkep yalamamıştı.
Az kin gütmemiş, az diş bilememişti.
Hırs onlardaydı, ardına kadar tüm kapıların açılacağı güç de onlardaydı.
Öyleyse “çalışan” sınıfın “yöneten” sınıf haline dönüşmesi kabul edilemezdi.
Kurtuluş Savaşı’nda ülkeyi düşmanın istila etmesine müsaade etmeyen bir millete karşın, köşe bucak sinenler, mücadele edenleri yargılamadan asan konumuna geçmişti.
İstiklal Mahkemelerini kuranlar, cepheye hiç gitmemiş olanlar arasından seçilmesi tesadüf değildi.
Çanakkale savaşında verilen zayiata rahmet okutan kayıplar, kirli bir şapka için verilebiliyordu.
Esas olan, kölelerin sadakatiydi.
Şapka tak dediysek takacaktınız, cahil kalın dediysek de kalacaktınız.
Ülkeyi kurtaranlar, ülkenin işgal edildiğini anladıklarında darağaçlarında sallanmaya başlamış, Dersim’in üzerine bomba yağmış, camiler ahır olmuş, millet açlıktan inim inim inlemeye başlamıştı.
Halkı zapturapt altına almak için az uğraş vermediler.
Gerektiğinde darbe yaptılar, gerektiğinde darbenin şartlarını olgunlaştırma adına nice aydınları katlettiler.
Bazen terör örgütü kurup, ülkeyi kan gölüne çevirdi, sonra çıkıp “Şehitler ölmez, vatan bölünmez” sloganı attırarak, bir kesimi, bir kesime açıkça düşman ilan ettiler.
Köyleri de boşalttılar, işkenceye de çanak tuttular.
Zira CHP Milletvekili Birgül Ayman Güler’in dediği gibi “Kürt milliyetçiliğini bana ‘ilericilik’ ve ‘bağımsızcılık’ diye yutturamazsınız. Türk ulusuyla Kürt milliyetini eşit, eş değerde gördüremezsiniz.”
Olamazdı da.
Çünkü bir milleti, diğer millete üstün tutmak için az uğraş verilmemiş, az inkâr politikaları güdülmemişti.
Hem meşru müdafaa hakkını kullanarak saldırıya geçiyorlardı. Daha önce de çok kereler saldırmışlardı.
İkinci saldırı da Aydın’da başlamıştı.
CHP’nin Aydın Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu “Kürtleri Aydın'dan temizleyeceğim” diyerek birer temizliğe(!) başlamıştı bile.
Çünkü “Türk ulusu” dedikleri de bütün Türkleri kapsamıyordu; kendileriydi sadece…
Kendileri gibi düşünen, kendileri gibi giyinen, kendileri gibi inananlardı ya da hiçbir şeye inanmayan fikirsiz, inançsız, görgüsüz, asalaklar yığınıydı.
Bizim sırtımızdan besleniyorlardı zira.
Biz çalışıyorduk, onlar kazanıyordu.
Biz emek veriyorduk, onlar sefa sürüyordu.
En iyi onlardı hep; laiklerdi, vatanını sevelerdi, gerçek bir Türklerdi.
Boşnak olsalar da bir şey değişmezdi, Arnavut olsalar da.
Yeter ki “üstün sınıfa” dâhil olma becerisini göstersinlerdi.
Bunun yolu da çok kolaydı; “Atatürk” derlerdi, “Kemalist” olurlardı, “laiklik” masalı okurlardı ve herkesi “küçümser” bir yapıya bürünürlerdi.
Türkiye 40 yıla yakın bir zamandır terörle imtihan ediliyor, gencecik insanlarını toprağa veriyorsa bunun gerçek suçlusuydu bu anlayış.
Bu anlayış, insanların giyinme, inanma, yaşama özgürlüğünü şekillendirenlerdi.
İşte bütün bu nedenlerle CHP’ye çok teşekkür etmek gerekiyor.
Bu ülke bilmeli ki, barış sırf bu anlayışı yerin dibine batırma adına gerekli.
Herkesin eşit olduğu, huzurlu bir ülkede yaşamak, onların kabulleneceği, nemalanacağı, saltanat süreceği bir yer olamayacaktı.
Gelişen bir ülke, ekonomik olarak sıçrama yapan bir Türkiye, geri kalmışlık zincirlerini kıran doğu ve güneydoğu, onların yönetebileceği, borusunu öttürebileceği yerler olamazdı.
Bu nedenle milletin meclisine çıkıp, millete hakaret etme yürekliliğini göstermeliydi.
Milletten toplanan vergilerle cebine doldurduğu maaşı alıp, “biz eşit değiliz” diye meclis kürsüsünden haykıracak Aydın’dan kovacak yüreğe sahip olunmalıydı.
Ergenekonsever Süheyl Batum boş yere Kral Çıplak dediğini söylemedi.
Onlar kendi anlayışlarını ortaya döküyordu.
Ama asıl Kral Çıplak diyen CHP değil, barışa imza atanlar, bugüne kadar ülkenin başına bela olan bu asalaklar güruhunu diskalifiye edenler olacak.
O nedenle bu süreç zor, o nedenle herkes barış için, herkes Kral Çıplak diyebilmek için bir sınavda.
Ama biz yine de CHP’ye teşekkür borçluyuz; bizim gösteremediğimiz gerçek yüzlerini bize gösterdikleri için. Bizim söyleyip, bir türlü anlatamadığımız gerçek kimliklerini, kişiliklerini bu kadar hararetle ortaya döküp, “kral çıplak” diyecek derecede de sahiplendikleri için…

Twitimden seçmeler
İyi düşündüğümüz her an, birileri milyon kere kötülük hesabı yapabiliyor. İyi her zaman galip gelmeyebilir ama yenildiği anlamı taşımaz.
www.naifkarabatak.net

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumunuz her zaman yol gösterici olacaktır, teşekkürler