4 Aralık 2012 Salı

Kıyamet kopacak, Şirince kurtulacak


Tarih kokan mimari yapısı, taş döşeli sokakları, bahçeli evleri, üzüm bağları, eşsiz doğal güzellikleri, fotoğraf karesine sığdırılmayacak manzarasıyla kendi küçük, ünü büyük bir köydür Şirince.

İzmir Selçuk’a 8 kilometre mesafede olan Şirince, “kurtarılmayı bekleyen” insanların uğrak yeri haline geldi.

Eski şaşalı günlerine geri dönen köy, şimdi turizmden pay kapmanın keyfini sürüyor.

Eski adı Kırkınca olan köy, 19. yüzyılda incir üretimiyle ünlüymüş. Bin 800 haneli bir Rum kasabası olan Kırkınca, 1923 yılında gerçekleşen nüfus mübadelesinde kasabanın sakini Rumlar göç etmiş, nüfus azalmış.

Şimdiye dek köyün geçim kaynağı, bağcılık, şarap üretimi ve zeytinciliğe dayalıydı ama artık turizmde başka illeri kıskandıran bir cazibesi, bir albenisi var.

Turizmciler, Şirince’yi tarif ederken, “Kendinize biraz zaman ayırmak istiyorsanız eğer, yanınıza bir fotoğraf makinesi, küçük bir sırt çantası hazırlayın ve Şirince Köyü'ne doğru yola çıkın” derler…

Ama şimdi o sırt çantasına başka şeyler yükleyenler var; yaşama umudu veya kıyametten kaçış senaryosu…

***

Aslında felaket senaryolarıyla dolu Amerikan filmlerini çok izledik.

İnsanın yüreğini koparacak, ödünü patlatacak felaketleri nereden bulur, nasıl beyaz perdeye aktarırlar bilmem ama bu da bir sanat kuşkusuz.

Ama inanç farklı…

Bir şeye inanıyorsanız, o inanca göre de beklentiniz olur.

Mayalar da bir şeye inanıyor.

Daha doğru bir anlatımla Mayalar çok şeye inanıyor ama herkes diğer şeyleri görmemeye, “kıyamet” inanışlarını ise gündeme taşımaya çabalıyor.

Maya takvimine göre yolun sonu göründü.

21 Aralık’tan sonra ne biz olacağız, ne dünya ama Şirince olacak.

Şunun şurasında iki haftalık bir ömrümüz kaldı.

Koca dünya da ihtiyarladı, az kahrımızı çekmedi…

Savaşlar, acılar, nefretler, depremler, fırtınalar, seller.. derken, yaşanan sevgiler bile onu ayakta tutmaya yetmedi ve yetmeyecek de.

Ama o sevgi, bizi buradan alıp, başka diyarlara götürecek…

Maya takvimine inanarak, dünyanın sonunun geldiğine kanaat getirenler içinse bir çıkış yolu var.

Bu yol Şirince’den geçmiyor, orada noktalanıyor…

Bu fikir, kendi içinde çelişse de, böyle bir inanışları var.

Kıyamet koptuğunda Şirince’nin etkilenmeyeceği iddiası, sadece Şirince’de yaşayan esnaflara yarayan bir gerçek.

Bir turizm sezonu gibi “bu yıl olmazsa gelecek yıl” deyip, nafakalarını temin ediyorlar.

Kıyametle ilgili kehanetler, tahminler veya varsayımlar çok.

Her farklı inanışta, kıyametin ne zaman kopacağına dair bulgular var ve çoğu da zaman geçtiği halde kıyametin koptuğu da yok.

Ama elbette bir gün kopacak ve o gün “kehanetlerin işaretine” göre değil, Yaradan’ın kararına göre olacak.

Bu karar öncesi “kıyamet alametleri” diye bizim inancımızda da bazı belirtiler var. Kimi “büyük” alametler, kimi “küçük” alametler. Küçüklerin çoğunu tükettik, büyükleri görecek miyiz belli değil.

Ancak belli olan her doğanın bir gün öleceğidir, ha bugün, ha yarın ne fark eder?

Önemli olan misafir olarak bulunduğumuz bu süreçte nasıl bir konuk olduğumuzdur…

Bize göre henüz kıyamet senaryosu çizmek için erken ama her insanın kıyameti, kendi ölümdür.

Maya takvimine inanarak 21 Aralık’ta yolun sonu olduğunu inananlar arasında bizim dine mensup olanların da bulunması ilgi çekiyor.

Herkesin bir inancı var, saygı duymayı bilmek gerek ama bu, kendi inancını bir tarafa atarak olmamalı.

Şirincelileri anlıyorum.

Güzel bir pasta bu…

Kıyametin koptuğu anda bir köyün ayakta kalacak olması tam Amerikanvari filmlerin senaryosuna benziyor ama Mayalılar öyle demiyor.

Kıyameti anlatan “2012” filminde bunu çok güzel kurgulamışlardı.
Müthiş görsel efektleriyle, “ayakta kalacak tek mekâna” ulaşması gereken çiftin nefes kesen yolculuğu vardı.

Ve müthiş bir kıyamet görüntüleri, dağların, taşların yerinden oynaması, binaların un ufak hale gelmesi, denizlerin her bir yanı örtmesi…

O film, Mayaların inanışları üzerine kurgulanmış, çok iyi bir şekilde beyaz perdeye aktarılmıştı.

Şimdiyse o filmin gerçeğe dönüştüğüne inanılan tarihe yaklaşıyoruz.

Elbette böyle bir tarih yok.

İyisi mi biz kendi kıyametimize odaklanalım.

Nasılsa “küçük kıyamet” dediğimiz bu kıyametten kaçış yok, ne Şirince, ne başka yer…

Twitimden seçmeler
Biliyorum ki, yaşadığım acılar olmasaydı, ben olmazdım. Tabii ki siz de...
www.twitter.com/naifkarabatak

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumunuz her zaman yol gösterici olacaktır, teşekkürler