18 Aralık 2012 Salı

İlelebet yaşama garantisi


Kıyamete karşı gösterilen direncin, yaşama karşı gösterilmesi halinde çok daha farklı bir dünyada yaşayacağımızı umuyorum.

Bu sözümü yabana atmayın…

Dikkatli düşünün ve çevrenizde olup bitenleri iyi gözlemleyin ve aynı dirençle sorunları çözmeye azmedenleri hesaplayın. Sorun denen bir şey kalmaz şu ihtiyar dünyada…

***

Maya takvimine göre yolun sonu göründü. Şunun şurasında 48 saatimiz bile kalmadı. Bu sürenin sonunu beklemeyip, ödü kopmadan sağ kalan olursa, kıyametin kopmadığını öğrenebilecek. Zaten koptuktan sonra bunu öğrenme şansı da bulunmayacak.

Ama “bulunacak” diyenler var…

İşte sözünü ettiğim direnç, böyle bir direnç...

Mayalar, insanlara bir ümit bırakmış.

Takvimlerinin sonu gelmiş ama “kurtuluş reçetesi” vermeyi de ihmal etmemişler.

Hepsi dünyada kalmak için…

İlelebet yaşamanın garantisi yok ama 21 Aralıktan sağ salim çıkma şansını verecek reçete sunan çok.

Kıyamet senaryosu, yeni işkollarını da beraberinde getirdi.

Çoğunluğu da “eğlence” sektörünü canlandıracak boyutta.

Damak tadına hitap edeni de var, çılgınlar gibi eğlenmeyi sağlayacak olanı da.

Kıyamet tatlısı da var, ateş kebabı da…

Sonra kıyamet partileri düzenleme imkânınız var.

Kim bilir belki altın günü gibi “Kıyamet Günü” yapan da olur.

Kura çekilir; “bu kıyamet altınlar bana, ev aldık borcumuz çok. Gelecek kıyamet de bizim Müfidelere verelim, yazık onların arabası yok!”

Kıyamet aşkları çıkar ortaya, hikâyeler yazılır, romanlara konu olur, sonra peş peşe izlenme rekorları kıran diziler yapılır, filmler çekilir…

Şakayı bir yana bırakırdım ama bırakılacak gibi değil.

Kıvrak zekâsıyla insanı hayretten hayrete düşüren, yüzlerde tebessüm oluşturan, hatta bazen kahkahaya boğan fikirler dolaşıyor.

İşin ilginci şakaya alan da, ciddi ciddi kıyametin kopacağını sananlar gibi “bir yere kadar” kıyametin kopacağına inandıkları görülüyor.

Bunun için “kendini garantiye alan” insanlar olduğu gibi, kendisiyle birlikte “Nuh’un Gemisi” gibi kurtarma aracı yapanlar da var.

Hep parası olanların bir hazırlığı söz konusu, parası olmayanların kıyameti her gün kopuyor nasılsa…

“Kefenin cebi yok” derlerdi ama bazıları ya kefene cep yaptırmaya kararlı, ya dünyada ilelebet yaşamaya…

Ne olursa olsun iyi bir gelir kaynağı olduğuna kuşku yok.

Kimisi bütün servetini harcayarak 21 metre boyunda tekne yaptırmış, kıyamet koptu, koptu. Kopmadıysa yaşayacak ama beş parasız!

Bazısı işi tamamen ticarete dökmüş, Şirince gibi turizm pastasının patlayıvermesinden söz etmiyorum. Çok daha farklı şeyler var.

Mesela tasarımcı Ron Hubbard, kıyamet sığınağı geliştirmiş.

Bir tane değil elbet.

Her gün sipariş alıyor ve yetiştirmekte zorlanıyormuş.

Yer altına döşenen büyükçe su kanalını andıran dış yapısı ve içindeki tüm ihtiyaçları düşünülmüş iç tasarımıyla kıyamete başkaldırıyor.

Veya öyle inanılmasını sağlıyor.

Bu inanışla da Hubbard malı götüren kişi oluyor.

İnananlarsa servet ödeyerek, 21 Aralıkta sağ salim kalmayı planlıyor, sonrası için ise hiç kimse ilelebet yaşama garantisi vermiyor. Belki de bu senaryo, bundan sonra dünyaya direk kalacaklar için de bir şeyler üretmeye başlarlar.

ABD’nin California eyaletinde yapımı seri üretime bağlanan kıyamet sığınağında her şey düşünülmüş; ahşap parke, plazma TV, deri koltuklar, lüks yataklar, mutfak, duş gibi her şey var.

TV’de yayını yapacak kanal ise şimdilik yok!

***

Aslında bütün bunlar “kıyamete inanmayı” sağladığı için iyi. Kıyametten kurtulacağını sandıkları içinse kendi içinde çelişkili…

Ama asıl değinmek istediğimse “yaşama aşkı”nın bu dereceye varması.

Madem bu kadar yaşamayı seviyorsunuz, hem de insanca…

Madem kıyamet koptuğunda bile dünyada kalma gibi planlarınız var, o zaman dünyayı cehenneme çevirmenin ne âlemi var?

Bırakın kıyametten sağ çıkmayı, yaşarken ölen inşalara el uzatın.

Binlerce yıldır çözülmeyen sorunlarımızı aynı aşkla, aynı hayata bağlılıkla bir çırpıda çözün gitsin.

Dünyada açlık bırakmayın mesela…

Şiddeti kökten halledin, hiç acı çeken olmasın, boş yere hayatı kararan insanlar bulunmasın.

Terör sorununa da çare olun, diktatörlerin zalimliğine de.

Hak gasp edenlere “dur” deyin, “kimin hakkını kimden alıyorsunuz” diye diklenin.

Koruyun hayvanları, doğayı, içeceklerimizi…

İğrenç şeyler katıp, yediğimiz yiyecekleri zehir etmeyi bırakın.

Dünyayı yaşanacak yer haline getirin, kıyamet sonra gelsin, ister kopsun, ister bizi es geçip, ötelere doğru yol alsın.

Zaten asıl kıyamet, kendi ölümümüzdür, gerisi ihtiyar dünyanın miadının dolmasından başka bir şey değildir.

Twitimden seçmeler
Amerika, 147 yıl önce bugün köleliği kaldırmıştı ve o günden sonra kendisine çok daha farklı köleler buldu, bulmaya da devam ediyor.
www.ttwitter.com/naifkarabatak

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumunuz her zaman yol gösterici olacaktır, teşekkürler