27 Kasım 2012 Salı

sadece bir avuç olsun


Gülşen E’ye…

bir maruzatım var dedi gardiyana
çatık kaşa, soğuk yüze çarptı sözleri
müdür beyle görüşmek istiyordu
beş dakika yeterliydi
olmaz dedi hökümet suratlı gardiyan
sen var ilet maruzatımı, yok diyen o olsun dedi
peki dedi istemeyerek
***
birisi adını anons etmeyeli yıllar olmuştu
taş duvarlar arasına gömmüştü umutlarını
ne geleni vardı, ne gideni
25 yıl 6 ay 4 gündür ömür çürütüyordu
geçmişe dair özlemlerle gelecek kuramıyordu
birer birer silinen hatıralarının peşindeydi
tuttuğunda koparacak gibiydi
hatırladığı her şeyi unutmamak için direniyordu
geçmişle geleceğe bir köprü kurabilirdi
***
yattığı günlere acıdığı yoktu
özgürlüğünün gidişini de umursamıyordu
onurunu korumak için mücadele etmiş
ve elindeki bıçak…
***
inanamadı önce, evet adı anons ediliyordu
müdür bey çağırmıştı
demek maruzatını dinleyecekti
hökümetin bile vicdanı olurdu ha!
eli ayağına dolaştı, yerinden kalkamadı bir türlü
elindeki çayın şekerini karıştırmayı kesti
sesi bir kez daha dinlemek istiyordu
evet evet bu kendi ismiydi, “gülşen” demişlerdi, gül sen deselerdi, güldürselerdi
***
odaya girdi heyecanla
müdür bey evrak imzalıyordu kımıldamayan vücuduyla
öksürdü önce, sonra dimdik durmaya çalıştı
dimdik durmalıydı zaten, eğilmemeliydi
yıllara meydan okumalıydı, çürümemeliydi
yüzünde bir tebessüm oluşturmaya zorladı kendisini
müdür daha sıcak karşılayabilirdi
başını evraklardan kaldıran müdürün sert ifadesiyle vazgeçti
“ne var?” çemkirmesiyle diyeceğini de unuttu.
“şey” dedi yutkundu, “kem” dedi yutkundu, “küm” dedi sustu
“vaktim yok be kadın, ne diyeceksen de” çemkirmesiyle kendine geldi
bir avuç istiyordu, sadece bir avuç
elini atmak, okşamak, koklamak istiyordu
nereden geldiğini unutmaya niyeti yoktu
sadece bir avuç, ne olur diye yalvardı
mevzuata aykırıydı, olmazdı, imkansızdı
“sen aklını mı kaçırdın be kadın?” diye kükredi
ne olurdu, sadece bir avuç, kapının hemen dışından
uzağa gitmeye gerek yoktu, bir emir verseydi yeterdi
gerekirse beton kaplı bahçeye çıkmamaya da razıydı
bir avuç vereydi, bir ay hücrede kalaydı
olmaz dedi, kestirip attı müdür bey
kapı çalındı o ara, ikisi de kapıya baktı
gelen jandarmaydı, üstü başı ıslak
iki gün önce kaçan mahkumu yakalamışlardı
emriniz yerine getirildi diye tekmil verdi
jandarma müdüre, müdür jandarmaya bakıyordu
gülşen ise jandarmanın ayaklarına
çamur içindeydi, topraktı işte
eliyle sıyırsa bir avuç çıkardı
birden atıldı jandarmanın ayaklarına
odadakiler şaşırdı, silaha doğruldu asker
müdür zile basmaya hazırlandı
gülşen ise çamurları sıyırmaya, avucuna doldurmaya
bir avuç toprak istiyordu, çok şey miydi bu
koklayacaktı, okşayacaktı, elinde tutup, göğsüne bastıracaktı
taş duvarlar, taş koridorlar, taştan suratlara inat
bir avuç toprak istiyordu
asker tüfeğin dipçiğiyle vurdu
gülşen boylu boyunca uzandı yere
elinde sıkı sıkıya tuttuğu bir avuç toprak kaldı
müdür şaşırdı, asker utandı
gülşen ise mutlu şekilde kendinden geçti
bir avuç toprağa kavuşmuştu ya
gerisinin ne önemi vardı

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumunuz her zaman yol gösterici olacaktır, teşekkürler