26 Kasım 2012 Pazartesi

Osmanlıya tokat, dizisine alkış!


Bugünlerde “muhteşem” bir tartışma var. Bir televizyon dizisi ilk kez bu kadar gürültü kopardı. Eleştirenler de izliyor, yere göğe sığdıramayanlar da. Zaten filmi yapanlar, “herkes” izlesin diye serpiştirdiği manzaralar var. Kimi atasına hakaret edildiği için beğeniyor, kimi dekolteli kadınlar nedeniyle müdavimi olmuş, kimi işret sahnelerine hayran ama içinde tarih namına elle tutulur bir şey yok.

Zaten tarihimiz de yok…

Düne kadar inkâr ettiğimiz bir tarihin, bugün sahiplenilmesi çok anlamlı gelmiyor. Tartışan kesimler de neyi savunduklarını veya neye karşı çıktıklarını bilmiyorlar veya anlatamıyorlar…

***

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Star ekranlarında yayınlanan Muhteşem Yüzyıl dizisinde Kanuni Sultan Süleyman’ın “sapık” derecedeki çapkınlığına isyan etti. Diziyi yerden yere vurdu, yapımcılarını, yönetmenlerini, diziye emek verenlerin neredeyse tamamını suçladı ve bunun için yargının harekete geçmesi gerektiğini, tarihin çarpıtıldığını, atalara hakaret edildiğini falan filan söyledi.

Muhalefet ise başbakanı eleştirip, diziyi sahiplendi…

Zaten bizde “muhalefet dediğin, iktidarın söylediğinin tersini söylemek” şeklinde algılandığından, başbakanın neye karşı çıktığı veya neyi savunduğunun hiçbir önemi olmaz/olamaz…

Elbette zeki muhalefet, karşı çıkacak bir “dal” bulur. O dal, “sansür” oldu…

Ve ben de o “dal”ı tutup, muhalefete bir mesaj vermeye çalışacağım. Bu kargaşada sesim duyulmaz biliyorum ama ben söylememiş olmayayım…

***

Önce başbakanın eleştirisine geleceğim…

Bence yersiz ve gereksiz bir tartışma başlattı. Zira bu ülkede RTÜK diye “Demokles’in kılıcı” zaten var. RTÜK’ün “tarihi şahsiyetlere hakaret” veya “küçümseme” adıyla yaptırım yapma hakkının olması gerektiğine inanıyorum.

Ama bu bir dizi…

Diziler, asılları gibi değildir.

Oysa bu diziye bakış açısı tam da asılları gibidir.

Kanuni Sultan Süleyman’ın veya diğer Osmanlı Padişahlarının “sapık” olduğu elbette koca bir iftira…

Ama zaten bu ülke, tarihini inkâr etmekle övünen bir ülke değil mi?

Hani Abdulhamid’i Kızıl Sultan olarak öğreten bu devlet değil miydi?

Hani hilafetin kötülüğü üzerine az dirsek çürütmedik.

Osmanlının çok kötü bir yönetim şekli olduğunu ders kitaplarına koyup, bütün bir milleti zehirleyenler, Cumhuriyetle birlikte “doğduğumuzu” söylemiyorlar mıydı?

Merhum Turgut Özal’ın deyimiyle “1918 yılında koca bir imparatorluğu tuz buz” etmemişler miydi?

Hem de hıyanetle…

Osmanlı devletini çökertenleri, yani vatanına ihanet edenleri biz kahraman olarak öğrenmedik mi?

Saçma sapan bir tarih dersiyle büyütülen nesilde, padişahların hayatının fantezilerine konu olacak bir nesil peydahlanmasından daha doğal bir şey olamaz.

Aslında Muhteşem Yüzyıl, bütün bu öğretilerin tersine kurgulanan bir dizi.

Orada “cinsel obje” dışında eleştirilecek çok fazla malzeme bulunacağını sanmıyorum.

Yer, zaman ve konu hatalarını, diziye bağlamak mümkündür.

Ama seyrettirmek için saraydaki her kadını, “birazdan birisiyle olacak” kadar “hayat kadını” durumuna düşürmek de haksızlığın ötesinde, kendi kendini inkârdan öte bir şey değildir.

Bir ülkenin ataları “bir kişi” de buluşturulamaz.

600 yıllık Osmanlıyı yok sayıp, Cumhuriyetle birlikte doğduğunu sananlar, neslini inkâr edenlerdir.

Kaldı ki, Cumhuriyete giden yolda, Kurtuluş Savaşı Mücadelesini başlatan da, bizzat padişahın kendisiydi.

Mustafa Kemal Atatürk’ü görevlendiren, kuruşu kuruşuna kadar bütün alacağını peşin peşin verendir Sultan Vahdettin.

***

Şimdi muhalefetin o “dal”ını alıp, bir başka dizi çeksek “sansür” yapmazlar mı?

Bu ülke, kanunla korunan Mustafa Kemal Atatürk’ün bir filmini bile yapamayacak durumda değil mi, gelin yapalım…

Muhteşem Yüzyıl dizisindeki işret sahnelerini Atatürk’e adapte etmenizi isteyecek kadar alçalmayacağım.

Atatürk’ün “gerçek” yaşamını diziye koyun yeter…

Başka hiçbir şey istemiyorum.

Sıkar biraz biliyorum, zaten filminin yapılmaması da o “sıkma” nedeniyle…

Anlamadım, yanlış mı söylüyorum?

O zaman buyurun yüreğinizi ortaya koyun ama Atatürk’ü ders kitaplarındaki gibi değil, “olduğu gibi, zaaflarıyla, hatalarıyla, sevaplarıyla” birlikte diziye aldırın.

O zaman sizin “özgürlük” anlayışınızı da, “sansür” anlayışınızı görürüm, o yürek var mı sahi?

Twitimden seçmeler
Bazen bilmeden birilerinin çıkarlarına alet oluruz. Tamamen iyi niyetinizle bir çalışmaya imza atarsınız ama birileri bunu ranta çevirir!!!!
www.twitter.com/naifkarabatak

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumunuz her zaman yol gösterici olacaktır, teşekkürler