27 Kasım 2012 Salı

CHP Beni Korkutuyor!


İşte bu defa tamam diyorum, CHP’de bu ülkenin insanlarını tanımaya başladı, değer yargılarını beğenmese bile saygı göstermeyi öğrendi, uzak olduğu halkla buluşmaya niyetlendi, onlarla kucaklaşmak gerektiğinin farkına vardı.. ve daha bir çok şeyi söylüyor, geleceğe dair ümitler besliyorum.

Ama bir süre sonra hayal kırıklığı başlıyor, hiçbir şeyin değişmediğini, değişenin bir görüntüden ibaret olduğunu, arkasından fena şeylerin olacağına dair şüpheler beslemeye başlıyorum.

“Şom ağızlı mıyım” yoksa hayal mi görüyorum diye kendime çimdik atıyor, yüzüme hafif dokunuyorum ama yok, hayal görmüyorum, rüyada falan da değilim, şom ağızlı olmayı da hiç sevmem..

Hem korkunun ecele faydası yok, ne olacaksa şimdi olsun, beklemek kadar zor bir şey olamaz. Soğuk terler dökeceğime, ne olacaksa olsun artık…

Ve bir süre sonra “güzel” tablonun yerine, “sanat eseri” denilerek “ucube” bir tablo asılıyor. Ardından parti içi kargaşa, kaset savaşları ve daha başka şeyler…

CHP yine bildiğimiz CHP’ye dönüşüyor bir anda…

Gerçek yüzünü veya olması gerektiği gibi aslına zuhur ediyor.

Bu parti değişmez arkadaş yakınmaları da gerçeğe dönüşmüş oluyor.

Ama ümitliyim…

Bu defa her şey değişecek.

CHP değişecek, CHP’li yöneticiler değişecek.

Genel merkezle teşkilatlar arasındaki derin uçurum kapatılacak, partiyle halk arasındaki kopuklukta sağlam bir iple bağlanacak.

Korkuyorum ama bu defa ümitliyim…

Hani 2008’deki gibi olmayacak, inanıyorum.

Çünkü o tarihteki katılımcılarla bu tarihteki katılımcılar arasında fark var.

2008 yılında genel başkan olan Deniz Baykal, “manken” görünümlü çarşaflı genç kızları partiye kabul etmiş, çarşaflarına parti rozeti takmıştı.

Hepimiz sevinmiştik.

Çarşaflıları partiye doldurduğu için değil, ülkenin mozaiğinden bir parça alarak partisine kattığı için.

Zira herkes çarşaflı olacak diye bir kural da yoktu, herkes açık olacak veya başörtülü gezecek diye de…

Her kesimden, her renkten, her düşünceden, her inançtan ve her kültürden insanların doldurduğu Anadolu’nun her kentinde kendisini temsil edecek insanların partilerde görev alması gerekirdi.

Ne bir kesim daha çok, ne bir kesim daha az.

Eşit sayı kuralına da takılmadan, toplum, kendisine o partide yer olduğunu bilmeliydi.

Ama bir süre sonra aynı partinin kadınları çarşaflara bürünerek meydana çıktılar…

Ne oluyor dedik, CHP’de bir değişim mi var?

Çok geçmedi, meydanı dolduran kadınlar üzerlerine aldıkları çarşafları çıkarıp paramparça ettiler…

Hınçlarını alıyorlardı…

Bir öfke kusuyorlardı…

Çarşafı mahkûm etmekle kalmıyor, linç ediyorlardı…

Ne değişmişti bilinmez ama “Atatürkçülük” adına, “laiklik” adına, “CHP’lilik” adına çarşaftan intikam alan bir grup kadın meydanlardaydı…

Bir süre önce oy kapma kaygısıyla da olsa çarşaflı kadınlara rozet takan bu parti değil miydi?

Yoksa eski günlere mi dönüyorduk?

İstiklal Mahkemeleri darağaçlarını mı kurmuştu dört bir yana…

Yine çizmeleri giyen devlet görevlilerinin tekmelerini mi bekleyecektik?

Ezanlar mı susacaktı, Türkçeye mi çevrilecekti, Kur’an okumak yasak mı olacaktı, ibadeti bile hangi dilde yapacağımızı mı korkuyla tartışacaktık?

Neyse ki sular çabuk duruldu…

Önce ortaya bir kaset atıldı; çarşafı getiren de, parçalatanda kızağa alındı.

Misyonunu tamamlamıştı, yerine Kemal bey gelmişti.

Sıcak mesajlar verdi önce, sonra vazgeçti, sonra yeniden içimizi ısıttı, soğumadan geri aldı…

Alıştık iki ileri bir geri gitmesine öyle kabullendik onu da…

Ama o da ne?

Bu defa yeniden çarşaf çıktı ortaya…

Bir çarşaflı annemizdi katılan…

Açılımı yapan adres İzmir’di…

CHP’nin kalesi olarak gösterilen yer. (Sanki diğer taraflar düşman işgali altındaydı.)

Tablo güzeldi ama gözümün önünden film şeridi gibi geçen önceki görüntüler aklımı karıştırdı, korkmama sebep oldu.

Şimdi bunun ardından ne gelecek, merak ediyorum…

Kılıçdaroğlu mu gidecek, başkası mı gelecek, yoksa bir grup CHP’li kadın, meydanlara çıkıp giyindikleri çarşaftan intikam mı alacaklar?

Ne olur yani, bizi korkutmadan yapacağınızı yapsanız, halkınızla buluşsanız olmaz mı?

Twitimden seçmeler
İsyanlarım son haddinde, organik biber gazı yeme pahasına, çıkıp haykırasım geliyor! Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak diye üstadın mısralarını dökesim geliyor.
www.twitter.com/naifkarabatak

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumunuz her zaman yol gösterici olacaktır, teşekkürler