11 Ağustos 2012 Cumartesi

Neden gece açılıyor?


Adıyaman Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesiyle ilgili çok yazı yazdım, çok da eleştiri aldığım oldu.

Bütün bunları hiç umursamadım, doğru bildiğimi dün de söyledim, bugün de söylüyorum, yarın da söylemeye devam edeceğim.

Bu konuda içim çok rahat.

En azından gelen ağam, giden paşam diyenler arasında değilim.

Ne gelen ağamdı, ne giden paşam.

Birisinin “ağam-paşam” olması değil, “hizmet eden olması” önemliydi çünkü.

Ve ben hizmet edenin cemaatine, dünya görüşüne, ideolojisine bakmadım, bakmamaya da devam edeceğim.

***

En çok eleştirdiğimse hastanenin açılımının geciktirilmesiydi.

Bugün deniyordu, yarın deniyordu, öbür ay deniyordu ama sözünde durmayı bile bilmiyorlardı.

Süreç uzadıkça tepkiler arttı, süreç uzadıkça peşkeş çekme yarışı başladı ve nihayet 13 Ağustos’ta, yani pazartesi günü hastane poliklinik hizmeti vermeye başlayacak.

Bunun için de “bir gece yarısı” açılış yapılacak.

12 Ağustos akşamı,

Saat 22.00’da,

Karanlık bir saatte,

Yüzlerin net görülemeyeceği bir zamanda,

Kızarıklıkların fark edilemeyeceği bir ışıkta açılış yapılacak.

Açılışı yapanlar, bu kentin ne kadar vefasız olduğunu da gösterecek.

“Teşekkür” etmesi gereken hiç kimseye teşekkür etmeyecek, “mezar kazıcılar” dahil bir birlerini yıkayıp yağlamaktan öteye bir şey yapmayacaklar. (Sırf o hastane erken olsun diye 8 ay boş yere içeride yatan adamlar da vardı.)

***

Kim ne derse desin, nasıl bakarsa baksın,

Adıyaman Üniversitesi’ne bir şafak vakti yapılan operasyonun esas amacı yolsuzluk falan değildi.

Doğrusu ortada yolsuzluk da yoktu.

Belki bir öfkenin kusulmasıydı,

Bir hesabın görülmesiydi,

Şahsi hesapların kesilmesiydi.

Bir mezarın kazılmasıydı, yapılan işlerin sekteye uğratılması, kendilerinin öne çıkmalarının sağlanmasıydı.

Bir hesaptı o operasyon, içinde çok “yetkili” ve “etkili”lerin olduğu.

Rektörün solculuğu ve ideolojisini dert eden değildi operasyon sürecine götürenler…

Mahkeme kadıya mülk olmuyor.

Ne Mustafa Gündüz’e mülk oldu,

Ne Mustafa Talha Gönüllü’ye olacak.

Ne valiye oldu, ne bundan sonra gelecek valiye mülk olacak.

Ne de başka görevdekilere kaldı ya da kalacak.

Hepsi bir gün görevini tamamlayacak ve gidecek.

Adıyaman ise burada kalacak, biz olmasak da çocuklarımız olacak.

Adıyaman Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde yüzbinlerce, belki milyonlarca insan şifa arayacak.

Ve hiç kimse “hastaneyi sağlık bakanlığına peşkeş çekenleri” başarılı görecek kadar akıl yoksunu olmayacak.

Ama mezar kazıcılar öyle demeyecek.

Aklıma gelmişken, sahi o hastaneyi niye gece açıyorlar, yüzü kızaracak çok mu yoksa!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumunuz her zaman yol gösterici olacaktır, teşekkürler