12 Temmuz 2012 Perşembe

Ramazan yaklaşıyor, açılalım!


Ramazan yaklaşıyor, medya dindarlaşıyor. Gazeteler “dini” ekler ve yayınlar verirken, televizyonlar ise “Ramazan’a özel” dizi veya filmlere hazırlanıyor. Ama bunlar yetmez elbet. Basına farklı malzemeler de lazım. Mesela hava çok sıcak, oruçlu geçirilecek zaman çok fazla…

“Oruç tutmamak” için fetva verecek hoca eskileri de lazım.

Aslında “oruç ibadet midir ki”, diyen çok daha makbul olabilir.

İyisi mi ibadeti tartışmalı…

Hazır Aleviler Cemevi isterken, “Cem ibadet değildir” diyenler de var…

Hatta işi azıtıp, “Alevilik dindir” diyen de var…

Bütün bunlar tartışılırken, “Namaz ibadet değildir” diyene de gerek var.

Bunu diyenler de, “Müslümanlığın” önüne sıfat kullananlar…

“Müslüman” sıfatının önüne veya arkasına bir şey koymaya gerek yok.

Müslüman’ın kapitalisti, solcusu, sağcısı, komünisti, sosyalisti, Türk’ü, Kürd’ü, Arab’ı olmaz, sadece Müslüman olur.

Bir süredir “Kapitalist Müslümanlar”a alışmıştık.

Sıfatı uygun görenler de kapitalistti, uygun görmeyip, kapitalist gibi yaşayanlar da…

Rüşvet alan da “Müslüman” oluyordu, yetim malı yiyen de. Hırsızlık eden de, cinayet işleyen de…

Bütün bunları yapıp, “Müslüman” olmak nasıl mümkün olur, orası din adamlarının vereceği cevaba bağlı.

Zaten fetva vermek için kaleme sarılmadım, “bahane” üretme adına inançlarını sorgulatanlara bir çift söz söyleme çabasındayım…

İnanırsınız, inanmazsınız, bu sizin bileceğiniz iş…

Namaz kılarsınız, kılmazsınız, bu da kişinin kendi bileceği iştir.

Kişi oruç tutar veya tutmaz, sorumluluğu kendisinde olduğundan, bizim kalkıp bir şey deme hakkımız olamaz. Ne “oruç tutma” diyebiliriz, ne de “illa oruç tutacaksın” diye dayatma yapabiliriz.

***

Ama Ramazan geliyor…

İnsanlar bir şeyi yaptığında veya yapmadığında gönlünün rahat etmesini ister. Namaz kılmayacaksa, buna inanması gerekir ki, huzur bulsun. Orucu tutmamak için de ikna edici bir hocanın sözü yeterli…

Çoğunlukla da “konuyla alakası olmayanlar” bu tartışmanın içerisine girer.

Adam oruç tutmuyordur, oruçla ilgili tartışmaya girer veya Namaz kılmıyordur, namazın şartlarını konuşur. Kulağı ezanda değildir, ezanın hangi dilde okunması gerektiği üzerine fikir yürütür, hatta eline yetki geçtiğinde baskı yapar.

CHP’li Hüseyin Aygün, “cem”in bir ibadet şekli olduğunu söyleme adına sarf ettiği “Alevilik dindir” gafından sonra kendisini “Antikapitalist Müslüman” diye tarif eden meslektaşım İhsan Eliaçık, “Namaz ibadet değildir” deme gereği duymuş.

Çünkü Eliaçık, “Cem”in bir ibadet şekli olmadığı inancında. Bunun için de şirin görünmek gerek; “namaz ibadet değildir” dediğiniz de iki tarafı da incittiğinizin farkına varmazsınız ya, önemli değil.

Aslında Eliaçık’ın sözleri yabana atılır da değil, yalan da değil. Bir yönüyle çok doğru. Çünkü ibadet, hayatın bütünüdür. Sadece namaz, oruç, hac, zekât, Kelim-i Şehadet değil, hayatın bütünüdür.

Namaz kılıp, haram yiyen, hırsızlık yapan, zina eden, rüşvet alan, yetim malı yiyenin “ibadet” ettiğini söyleyen çıkar mı bilemem.

Aynı kişi, oruç da tutsa, Hacca da gitse, Kelime-i Şehadet de getirse ne değişir ki?

***

Peki ibadet nedir?

İbadet, hayatın bütününde “dosdoğru” olmaktır. Bunda ritüel denilen alışılagelen ibadet biçimleri de var, ahlak da var, saygı da, sevgi de, hoşgörü de…

Ve daha doğrusu…

Hani hep anlatırlar ya…

Bir gün bir Molla, ıssız bir adacığı geçerken denizin kıyısında ilginç hareketler yapan bir insan görmüş. Bu adam tepeden aşağı doğru yuvarlanıyormuş.

Molla bir süre adamı izlemiş ama adamın hareketlerine bir mana verememiş. Merakını gidermek için adamın yanına gitmiş, “sen ne yapıyorsun?” diye sormuş.

Adam da ibadet ettiğini söylemiş.

Molla, adamın yanlışını düzeltmek için ibadetin nasıl yapılacağını öğretmiş.

Bir süre sonra Molla adadan ayrılmış, denizde sandalıyla yol alırken, birden arkasından bir ses duymuş. Adam namazın bir yerini unutmuş, şaşırdığı yeri sormak için ha birer bağırıyor ve bu arada da koşuyormuş.

Molla gözlerine inanamamış, adam denizin üzerinde koşarak kendisine doğru geliyormuş.

Yaklaşınca namazda şaşırdığı bölümü sormuş. Molla işte o zaman yanlış yaptığını anlayıp; “Ben gelene kadar nasıl ibadet ediyorsan, yine öyle devam et” diye tembihleyip, ayrılmış…

***

İbadet, aslında böyle bir şeydir. Bağlanmaktır, inanmaktır, inandığını yaşamaktır ve bunu hayatına hâkim kılmaktır.

Sadece birkaç hareketle namaz kılmak, aç kalarak oruç tutmak değildir.

Ramazan geliyor dedik ya, neyi nereden tırtıklayacağını düşünenler de, istismar edenler de, ticarete alet edenler de eksik olmayacak.

Ama zaten hayat da böyle bir şey; kimi doğru gidecek, kimi yolundan saptırmaya çalışacak…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumunuz her zaman yol gösterici olacaktır, teşekkürler