3 Temmuz 2012 Salı

Manşetlerle galip durumdayız!


İstanbul- Fenerbahçe Kulüp Başkanı Aziz Yıldırım, Metris Cezaevindeki günlerini noktaladı, taraftarın sevinç tezahüratları arasında tutuklu olduğu Metris’ten, evine doğru yol aldı. Şimdi evinde, güvercinleriyle çok daha mutlu ama bu nereye kadar sürecek.

Bir süredir mahkeme önlerinde ilginç sevinç çığlıklarına şahitlik ediyoruz. Bu çığlıklar, bir zafer sarhoşluğunu andıracak türden.

Birisi “darbeye teşebbüs”le yargılanırken tempo tutanlar görülüyor.

Kimi darbe yaptığı için yargılanıyor, alkışlarla destek olanlar çıkıyor.

Bazıları yüz kızartıcı suç işliyor, neredeyse suçu sabit ama destekçileri de azımsanmayacak boyutta.

Fenerbahçe Kulüp Başkanı Aziz Yıldırım için tam bir yıldır yas tutan taraftarlar var.

Hatta eylemler yapıldı, polisle çatışıldı, pankartlar açıldı, meydan okundu, gözdağı verildi.

Elbette birisini sevmek, onun suçunu hafifletme sebebi olabilir ama birisini seviyorsunuz diye yaşananları yok saymak da mümkün değil.

Aziz Yıldırım, Metris’ten “beraat ederek” çıkmadı, tutukluluk süresi dolduğu için tahliye edildi ama aynı zamanda ceza aldı.

Verilen ceza ne kadar uygundur elbette bilmek mümkün değil.

Zaten o kısımla değil, “suçu sabit hale gelen” bir kulüp başkanının tahliyesinde yaşananlara değinmek istiyorum.

Metris’ten çıkan Yıldırım, evine gidene kadar trafiği kilitleyen taraftarın çılgınca sevinç gösterilerine tanıklık ettik.

Gün boyu televizyonlar, “tahliye” ve verilen “cezayı” konuştu.

Dün bütün gazetelerin birinci sayfasında önemli yer tutan tahliye için “özgürlük” sözü dikkat çekiciydi.

Mahkeme Aziz Yıldırım’ı örgüt kurmaktan suçlu bularak 2 yıl 6 ay ceza verdi. Yine şike ve teşvik priminde de suçlu bularak, 3 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırdı. Böylece Yıldırım’ın toplam 6 yıl, 3 ay cezası oldu.

Mahkeme kararına itiraz edildiğinden Yargıtay’ın ne karar vereceği beklenecek. Bu süre ne kadar sürer bilinmez ama bilinen Yıldırım’ın yargılandığı davada suçlu bulunduğudur.

Elbette gerçekten suçlu mudur, değil midir bilmemiz mümkün değil. En azından kendisi ikrar etmediği müddetçe bu böyle olacak.

Ülkemizde oynanan maçlara bakıp, “bizde şike olmaz” denmeyeceği de gün gibi açık ama bu, tüm maçlar veya takımlar böyle anlamını da taşımaz.

Metris’in önünü bayram havasına çeviren taraftarların “neye sevindiği” çok önemli.

Aziz Yıldırım tahliye oldu diye sevindiklerine kuşku yok.

Ama bunun bir de yansıması var. İnsanın kendisine bile söyleyemediği gerçeği var. Sorun, bu gerçek, hangi yönde, terazinin hangi kefesinde olduğudur.

***

Sevinç gösterisinde bulunan taraftarlar mahkemenin “suçlu” buldukları konuların “masum” ve “olağan” olduğuna inanıyorlar mı, inanmıyorlar mı?

Benim asıl merak ettiğim budur.

Tıpkı Ergenekon soruşturmasında, mahkemenin önünde sevinç gösterisinde bulunanların neye sevindiğini merak ettiğim gibi, taraftarın da neye sevindiğini çok merak ediyorum.

Şike iyidir, hoştur, biz yapınca pekâlâ helaldir diye var mı?

Maçın sonucunu etkileyecek girişimlerde bulunmak, “maç yapma” kuralına uyuyor mu?

Suç örgütü kurmak ve bunun liderliğini veya üyeliğini yapmak çok sevinilecek bir şey mi?

Yoksa taraftarın hepsi, Aziz Yıldırım’ın suçsuzluğuna inanıyor da, atılan iftiralara karşı gövde gösterisi, güç birliği, samimiyet göstergesini mi yansıtmaya çalışıyorlar?

Oraya doluşan kalabalık, televizyon ekranlarında konuşanlar ve gazetelerde yorum yapanlar, hepsi Aziz Yıldırım sevgisiyle mi dolu?

Yargıtay cezayı onarsa ve Yıldırım yeniden cezaevine girerse ne olacak, sevinç tersine mi dönecek, destek sonuna kadar mı sürecek?

Bütün bunlar merak konusu ama “neye sevinildiği” çözülürse, Türkiye’deki suçlar da bir o kadar azalır.

Yargılamaların “vicdanları rahatlatacak” oranda adil yapılmadığı bir ülkede, bütün bunları değerlendirmek çok da kolay olmuyor.

Ne yazık ki, suçlayanın niyeti, suçlananın niyetinden çok daha kötü olabiliyor.

Bazen yargılayan, yargılanandan daha suçlu pozisyonda da olabiliyor.

İşte o zaman taraftarın sevinç çığlıklarının nedenini çözebiliyoruz.

Bu adalet sistemi, bu şekilde yargılama, yapboz tahtasına dönenen yasalar nedeniyle suçluları suçsuz, suçsuzları suçlu görmeye devam edeceğiz.

Üstüne bir de hiç bitmeyen davalar, konuyla hiç alakası olmayan sorgulamaları da eklediğinizde ortaya çıkan tablonun çok da “adil” bir yansıması ne yazık ki olmuyor.

Fenerbahçelilerin sevincinin esas nedeninin bu olduğuna inanıyorum veya inanmak istiyorum.

Yoksa mevcut durumda Aziz Yıldırım, mahkemece suçlu bulunmuş ve isnat edilenler, alkışı hak edecek bir davranış türüne girmiyor.

Eğer taraftar, sevincini bu yönde yapıyorsa sorun adalet sisteminde, değilse anlayışımız, değer algımız, ahlaki yönümüz çok sorunlu olmaya başladı demektir ki, bu çöküş kolay onarılacak gibi durmuyor.

Twitimden seçmeler
Beni beğenmiyorsunuz ama dün Metris’in önünden geçmem, Aziz Yıldırım’ı tahliyeye yetti. Fenerbahçeli arkadaşlar, haberiniz ola :)
www.twitter.com/naifkarabatak

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumunuz her zaman yol gösterici olacaktır, teşekkürler