15 Mayıs 2012 Salı

Elmalar armut olursa!


Yeni trendlere alışkınız, yeni durumlara adapte olmakta da üstümüze yok. Bugünlerde yine piyasaya çıktı; her devrin adamları…

Zamana ayak uydurmaya moda diyorlar ama modanın gelip geçici bir şey olduğunu da biliyorlar.

Bu nedenle “in” ve “out” gibi kavramlarla, neyin geçerli, neyin geçersiz kaldığını söylemeye çalışıyorlar.

Eskiden biz buna “meri” derdik.

Yani yürürlükte olan…

Kanun ve kararnamelerden bahsetmiyorum, insanların “yanaşma”sından bahsediyorum…

Demokratikleşme dilimize pelesenk olmaya başladığından bu yana “demokratlık” moda oldu. Herkes demokrat ama bir yere kadar…

Bu yer şimdilik “eşcinsel evliliğe” kadar uzandı.

Artık bakkalda, markette, çarşıda pazarda “kırıtan çiftler” gördüğünüzde “ay şekerim” diyen erkek olabilir, dikkat edin.

Normal olmayan ilişkileri eleştirmek veya kabullenmek farklı bir şey, sapık ilişkilerden kutsal aile yuvası kurmayı istemek çok daha farklı bir şeydir.

Dedim ya işin içinde “sapkınlık” olunca bunu alenileştirmek de dopal sayılmaya başlıyor. Hem şimdi demokratlık in, bağnazlık out…

Siz öyle sanın…

Afyon’da “açık alanda içki içtirmemek” moda.

Ancak, “her yerde içki içilir” diye nara atanlar, “kapalı mekanda sigara yasağı”na “yasakçı bir zihniyet” gözüyle yaklaşamadılar.

Siz yasağı mı savunuyorsunuz, serbestliği mi?

Sigara içen sarhoş olmuyor ve kimseye sarkıntılık yapması da mümkün değil…

Afyon’da, parklarda içki içenler, şişede durdurduklarını, parklarda durduramayabilirler…

Yoksa alkolün etkisiyle gelenleri “savunmak için zırh kaplatan” demokratlar mı var?

***

Sadece demokratlık değil elbet…

Bugünlerde “hizmet ehli” olmak da moda…

Belki hayatta alnı secdeye gitmeyenler birden bire hizmet ehli kesildi başımıza…

Bazısı işini gördürene kadar, bazısı engellemek istediğine çelme takana kadar…

Kötü niyet yok, maksat hizmet olsun…

Hem de moda yani…

***

Bugünlerde “muhafazakâr” olmak da moda…

Hem de muhafazakârlığın üstüne çıkıp, “Dini bütün Müslüman” görünmek “in”, din düşmanlığı “out!”

Fazıl Say boş yere bağırıp çağırıyor, kardeşim bir maske de sen tak…

Bak ne maskeler var ne maskeler!

Nasılsa camiye girenler için bir alarm cihazı üretilmedi…

Yani insanların gerçek niyetini sorgulayan bir alet icat edilmedi.

Hem fişlemeciler de içeride, kimin nesi, kimin fesi bakamıyoruz, ne kötü değil mi?

***

Bir zamanlar “Türkçülük” modaydı, “Milliyetçi” deniyordu.

Şimdi “Kürtçülük” moda, ona “Milliyetçilik” denmiyor ama…

***

Kimin neyi savunduğunu bilmiyoruz, kimin kim olduğunun farkına varamıyoruz. Herkesin yüzünde değişik bir maske.

Herkes bir şeyci olmuş, herkes bir tarafa yanaşmış…

AK Partili çok mesela, karşıtları da bir o kadar çok; fifty fifty yani!

Kurumlarda da öyle…

Basında da…

Hatta alakasız olan yerlerde bile öyle…

***

Değişen kavramlar değil, yüklemeye çabaladığımız anlamlardır aslında.

Günü kurtarma derdinde olanlar, “şuraya kadar böyle” diyerek önlerine hedef bir tarih koyuyor ve takıyorlar maskeyi.

Etrafınıza dikkatle bakın, bundan 5-10 yıl öncesi karakterlerini aklınıza getirin ve bugün değişen dünya görüşlerinin samimiyetini sorgulayın.

Bu şekilde bir toplumda yaşamak gerçekten zor.

Bedene giyilen kıyafetlerin ötesinde gizlenenler var.

Birlikte saf tuttuklarımızın samimiyetini sorgulayalım mı diye geçirdiğimiz tereddütler, hayattan zevk almayı da, içinde bulunduğunuz mücadeleyi de anlamsızlaştırıyor.

Bu süreçte en kazançlı çıkanlar da yine her zamanki gibi “yağcılar”, “yalakalar” ve “iş bitiriciler” oluyor.

Herkesin bir soytarısı var ve o soytarı, “ben neymişim be abi!” çalımlarına dönüşüyor…

Böylesine samimiyetsiz ortamda, bizler “dürüst” kalmanın erdemlerinden bahsediyoruz, boş versene!

Ne güzel söylemişti Mevlana; “Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol!”

Elmaların armuda dönüştüğü bir zamanda, “Biz neyin mücadelesini veriyoruz” diye kendimizi sorgulamaya başlasak mı ne…

Twitimden seçmeler
Obama, Züğürt Ağa’yı izleyecekmiş. Geç kalmış. Biz hem izledik hem de yaşıyoruz. :)
www.twitter.com/naifkarabatak

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumunuz her zaman yol gösterici olacaktır, teşekkürler