24 Mayıs 2012 Perşembe

Bu gidişat bizi korkutuyor!


Sevgili arkadaşlar, değerli partililerim, bu gidişat hiç iyi değil. Partimiz zor durumda. Zaten halktan yüz bulamıyorduk, şimdi bizi ayakta tutan dinamik güçler de elini eteğini çekti. Partimize sıkı sıkı sarılan çok değerli destekçilerimiz de maalesef halen Silivri’de, bir türlü özgürlüklerine kavuşup, memleketi esir duruma getiremediler…

Arkadaşlar!

Durum gerçekten çok kötü…

Partimizin içinden yapılanlar, partinin dışından yapılanlardan daha kötü. Hani şu dâhili bedbahtlar kümelenmiş de haberimiz yok.

Bir eksiğimiz Gürsel’di o da bize yamuk yaptı.

Sen de mi Brütüs demeye bile fırsat vermedi ki. Zaten Sarıgül’le uğraşmaktan siyaset yapamaz hale geldik, üstüne üstlük Gürsel de sırtını döndü.

Güvendiğimiz dağlara karlar yağıyor arkadaşlar, hem de yaz demeden, kış demeden, bahara aldırmadan yağıyor.

Güvendiğimiz kurumlar da fos çıktı.

Ne güzel önceleri onların elindeki silah, bizim belimizdeki silahtan farksızdı, Red Kit gibi bir çırpıda çeker, iktidarları da, halkı da korkuturduk.

Şimdi “demokrasi havarisi” kesilen askerler var.

Yahu size mi kaldı demokrasi memokrasi…

Ne güzel iki de bir muhtıra veriyorlardı, ne güzel “üst düzey bir general” korku salıyordu.

Bu medyada cıvıttı canım.

İrticayı hortlatan bile yok, yahu hortlatın işte ne olacak?

Yandaşımız medyaya karşı, onlarında artık yandaş medyası var. Bizimkilerin sesi cılız çıkmaya başladı.

Olmuyor arkadaşlar olmuyor, gazetemizi almıyorlar, televizyonumuzu izlemiyorlar, mitinglerimize katılmıyorlar, hiç kimse bizi hesaba almıyor.

Elimizdeki son koz da gitti…

Ne güzel şimdi toplama yapacaklar 4+4+4 deyip, bunun 12 ettiğini herkese gösterecekler.

Oldu mu şimdi AYM, oldu mu?

Ne güzel “Aym’nin yolları taştan” diye türkü çığırarak her kanunu götürüyor ve iktidara haddini bildiriyorduk.

Bakın bunu da reddettiler…

Oldu mu şimdi arkadaşlar?

Biz kime güveneceğiz, kime inanacağız, kimlerle yol yürüyeceğiz?

Çok dertliyim arkadaşlar çok.

Kusura bakmayın, belki biraz özele gireceğim ama zaten yatak odamıza kadar girmişlerdi.

Hani eski genel başkanımızdan bahsediyorum.

İyi ki de girmişler diyeceğim ama şimdi alınır.

Neyse ki, yatak odasına kurulan kameralar çabuk çekildi de rahat bir nefes aldık.

“No” yerine “yes”e basıp bizi rezil edenler de yok.

Arada bir ters bindiğimiz merdivenler oluyor, ne yapalım elektrik kesilince mahsur kalıyoruz. Yürüyen merdivende yürüyüp, kendimizi rezil mi edelim?

Arkadaşlar, belki siz çok ciddiye almıyorsunuz ama gerçekten durum vahim.

Derhal yeni bir plan yapmamız lazım.

Hani generaller bize sırtını döndü, artık darbe planı yapmıyor, muhtıra vermiyor, tank yürütmüyor, topu göstermiyor, silahını doğrultmuyor, bari astsubaylarla dirsek temasına geçelim.

Bu memlekette halen vatansever askerler buluruz, inanıyorum buluruz.

Ne yani bu cumhuriyeti halka mı devredeceğiz, olacak şey değil.

Yeni anayasayı yaptırmamamız lazım arkadaşlar…

Arada bir tökezlemeleri lazım…

Bak bu bilmem ne dere diye bir yer vardı, oradaki olay iyi oldu aslında, iktidarı geriletti. Biz de böylece yüklenecek bir şey bulduk.

Yeni şeyler yapmamız lazım arkadaşlar, böyle kös kös oturmak bize yakışmıyor.

Eski günlerdeki gibi sanıyorsunuz ama değil işte, durumumuz çok kötü. Halk bizi sevmiyor, hani eskiden de sevmiyordu ama hiç değilse korkuyorlardı.

Şimdi halk bile bizden korkmuyor arkadaşlar, halk bile…

İki de bir ayıplarımızı yüzümüze vuruyorlar.

Yok İstiklal Mahkemeleriymiş, yok Dersim’miş, yok camilerin ambar yapılmasıymış, yok ezanmış, yok Kur’anmış…

Fena mı yaptık, bu ülkeyi laik etmek için az mı uğraştık, az mı kan akıttık, az mı çile çektirdik.

Bunlar gerekliydi arkadaşlar, kansız olur mu böyle işler!

Sallandıracaksın üçünü beşini gör o zaman.

İsrail beceremedi, Ermenistan’dan bir şey çıkmadı, Suriye bile elimizi boş çıkardı. Başka bir şey lazım…

Tamam, şimdi buldum, en iyisi bir savaş…

***

Birden odaya dalan beyaz gömlekli adamlar, kürsüde konuşan adamı derdest ettikleri gibi kapıya yöneldiler. Partililer birden ayaklanarak bağırmaya başladı;

-Durun ya durun ne oluyor, liderimizi nereye götürüyorsunuz?

-Ne lideri be, bu her ay bir kılığa girer. Bu defa da sizin liderin kılığına girmiş. Onu güvenli yere götürüyoruz, Akıl hastanesinden iki gün önce kaçmıştı, bizi çok uğraştırdı çok!
-………

Twitimden seçmeler
Oğlum bugün okula gitmedi, grev vardı. Bir öğretmen yazılı yapmış. Annesi neden o öğretmen gelmiş dedi. Cevap, demek maaşından memnunmuş :)
www.twitter.com/naifkarabatak

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumunuz her zaman yol gösterici olacaktır, teşekkürler