20 Mayıs 2012 Pazar

Bu bir eriktir ama biraz çürüktür!


Fişlemenin zararlarını çok okuduk ama hiç faydalarından bahsetmedik, bahsedeni de duymadık. Bugün size “faydalı fişlemeler”den bahsedeceğim. Belki o zaman “fişlemelerin kimin işine yarasın” diye yapıldığı da anlaşılır.

Hiç dikkatinizi çekti mi bilmem, bugüne kadar “fişleme” hep mağdurlar üzerinden konuşuldu. Kimin nasıl hakkının yendiğinden, yıllarca bir kuru ekmeğe muhtaç kaldığından söz edildi. İşinden olanlar, aşını kaybedenler, üstüne üstlük huzursuzluk nedeniyle eşinden ve çocuklarından ayrı kalanlar, daha neler neler…

Bu daha neler nelerin hemen sonrasına “maydanozlu köfteler”i de ekledik mi, tadından doyum olmaz. Şimdi tadından doyulmayacak fişlemelerden bahsedeceğim.

Fişleme, aslında hastalıklı bir kafa yapısının ürünü olarak bilinir. Genellikle psikolojik sorunu olanlar, bir başkasının ne yaptığını, nasıl olduğunu, nelerden hoşlandığını, kimlerle yatıp kalktığını merak eder. Yani fişlemeciler, aslında bir çeşit röntgencilerdir.

Öyle sanıyorsunuz, yanılıyorsunuz…

Fişlemecilerin asıl amacı elbette bir kesimi mağdur etmek ama bir başka kesime de kapıları ardına kadar açmaktır. Eee mağdur ettiklerinizin koltuğu boşalınca oraya kim gelecek, o zaman “yandaş fişleme” devreye girecek.

Peki fişleme nasıl yapılır?

Psikolojik sorunu olduğunu sandığınız kişiler, işaret parmaklarını ağızlarına götürüp, sonra çıkararak sırayla “ooo ondurma, canım ister dondurma, o çıkan..” diye fişleme yapmadıkları malum.

Doğrusu fişleme, “bu kişiden emin olayım” diye yapılır. Böylece muhatabının ne olduğunu bilip, gardını alma şansını yakalar.

Bir diğeri de “zamanı geldiğinde suç delili olsun” diye yapılır.

Ama birisi daha var ki, “ne olur beni de fişle, canım beni de fişle” dedirtecek kadar işe yarar bir şey. Açarsak, “Yandaş fişleme” denilecek türden insanı yüksek makamlara kavuşturan sihirli bir değnek…

Elbette fişleme için önce ayıklamak gerekiyor.

Mesela önünüze bir sürü meyve koydular, hepsi farklı farklı. Kimisi erik, kimisi şeftali, kimisi elma, kimisi armut…

Önce ne yapacaksınız, erikleri bir kenara koyacaksınız…

Sonra şeftalileri, sonra elmaları ve armutları…

Meyveleri “cinsine” göre ayıkladıktan sonra bu defa fikrinizi beyan edeceksiniz.

Bunun için de meyveleri kontrol etmeniz gerekiyor. Çürük müdür, olmuş mudur, yara bere var mıdır, aşılı mı, aşısız mı, hormonlu mu, hormonsuz mu?

Ve başlayacaksınız not almaya; bu elma iyidir ama biraz yarası vardır.

Bu eriktir ama çürüktür.

Bu şeftalidir ama çok suludur…

Bu armudun iyisidir, ayılara kaptırmadan derhal yenmelidir.

Bunun gibi ince eleyip sık dokuduktan sonra fişlemiş olursunuz.

İdeolojinize veya saplantınıza göre ayıklarsınız.

İş bitti; size göre çürük olanları ayıkladınız, peki sağlamlar ne olacak, yiyeceksiniz tabii…

Ve fişlemede hep göz ardı edilen bu “afiyetle yenecekler” listesidir.

Söz gelimi bir valiyi fişlediniz; namaz kılıyor, oruç tutuyor, eşi başörtülü diye…

Yani sizin anlayışınıza göre bu bir eriktir ama biraz çürüktür…

Peki valiyi görevden alınca yerine kimi koyacaksınız. Ayıkladığınız ama memnun olduklarınızı değil mi?

Ve işte dananın kuyruğu burada kopuyor ve fişlemelerin kimler için yapıldığını ortaya çıkarıyor.

***

Buraya kadar lafı çok dolandırdık ama sonuçta fişlemenin nasıl olduğunu öğrendik.

O zaman sıra geldi “yandaş fişleme”nin kimin işine yarayacağına…

Kötü fişlemelerden çokça örnek okudunuz, çokça acı hikâyeye tanıklık ettiniz. Bunları geçip, iyi fişlemelerden örnek vereyim.

28 Şubat sürecinde birileri “İrticacı!”, “namaz kılıyor”, “eşi başörtülü”, “evinde 99’luk tespih var”.. gibi etiketlenenleri görevden aldılar. Yerlerine ise yine fişlenenleri getirdiler.

Peki kimleri?

Mesela “CHP'li”, mesela “Aşırı solcu”, mesela “her kalıba girer” gibi etiketlediklerini…

Ama bunlar hiç çıkıp feryat etmedi; “biz de mağduruz, müdahil olmak istiyoruz” demedi. Çünkü onların fişlemesi “cici fişleme” sınıfına giriyordu. Onlara göre sağlam eriklerdi ama şimdi öğreniyoruz ki, asıl çürük erik onlar…

İsimler gazetelerde çıktı, buraya almak istemiyorum. (Ama merak edenler için adres vereyim, tıklayın, okuyun; http://www.habervaktim.com/haber/al_sana_yoldas_kadrolasma-242559.html)

Peki bu isimler darbecilerin ne işine yarayacak?

Hani darbeciler solcu olsa anlayacağız!

Onlar askeriyede görev yapan insanlar.

Yoksa değil mi?

Bu iyi fişlemeler, CHP’nin ekmeğine yağ sürmek için yapılır.

Yani CHP hiç iktidara gelemediği için “otomatik kadrolaşma” bizzat darbeci askerler eliyle gerçekleştirilir. CHP, asla iktidar olamaz ama hep darbecilerin desteğiyle muktedir olur. Ve iktidara kim gelirse gelsin, (hatta yüzde 99’la gelseniz bile) muktedir olamaz.

Ve hasbelkader CHP veya DSP veya SHP “koalisyon” olsa bile iktidara geldiğinde “kimi nereye yerleştireceğini” aynen “eliyle koymuş gibi” bulur…

Gördünüz mü, kadrolaşmayı…

Siz de fişlemeyi başka mecralara sürükleyip duruyorsunuz.

Bütün fişlemelerin esas nedeni, halkın iktidar edemediği CHP’yi ve onun zihniyetini bu ülkenin bütün kurumlarında iktidar etmektir. Eski Rektör Fatih Hilmioğlu, boş yere meydan okumadı ya. Bir bildikleri varmış demek ki…

Fişlemelere yeniden bakın, mağdurlara ve yandaşlara…

Şimdi anlıyoruz ki, gerçekten o bir erikmiş ama çürük değilmiş. Çürükleri yıllarca bize yutturmuşlar…

Pis kokular da o eriğin çürüğünden geliyor, başka sebep aramayın…

Twitimden seçmeler
Bugüne kadar yatanlar, Cumhurbaşkanı Gül’ün ziyaretinden sonra gaza gelmiş, çalışacaklarmış. Gaza geleyim diye saza gelmesinler de :)
www.twitter.com/naifkarabatak

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumunuz her zaman yol gösterici olacaktır, teşekkürler